Erteleme Neden Olur? Tembellik mi, Duygu Düzenleme mi?

Sınava iki hafta var. Masaya oturuyorsunuz, kitabı açıyorsunuz. Sonra aklınıza masanın dağınık olduğu geliyor; topluyorsunuz. Bir kahve yapıyorsunuz. Telefona “beş dakika” bakıyorsunuz. Bir saat sonra hâlâ ilk sayfadasınız ve kendinize kızıyorsunuz: “Ne kadar tembelim.”

Oysa tembel biri masayı toplamaz, kahve yapmaz, kendine de kızmaz. Erteleyen kişi çoğu zaman çok şey yapar; yalnızca yapması gereken şeyi yapmaz. Araştırmalar bunun nedenini giderek daha net gösteriyor: Erteleme bir zaman yönetimi sorunundan çok, bir duygu düzenleme sorunudur.

Kısa cevap

  • Erteleme (prokrastinasyon), yapmaya niyetli olduğumuz bir işi, bunun bize zarar vereceğini bildiğimiz hâlde gönüllü olarak geciktirmektir.
  • Tembellik değildir. Tembellikte isteksizlik ve umursamazlık vardır; ertelemede niyet, kaygı ve suçluluk vardır.
  • Çoğu zaman işten değil, işin yarattığı duygudan kaçarız: sıkıntı, kaygı, yetersizlik hissi.
  • En işe yarayan adımlar; işi küçültmek, başlamayı kolaylaştırmak ve kendine eleştiriyle değil anlayışla yaklaşmaktır.

Her gecikme erteleme değildir

Bir işi daha uygun bir zamana bırakmak, öncelikleri değiştirmek ya da karar vermeden önce bilgi toplamak planlamadır. Erteleme ise üç özelliğiyle ayrılır: Geciktirme gönüllüdür, gereksizdir ve kişi bunun kendisine zarar vereceğini bilir.

Bu yüzden erteleme araştırmacıları onu akıl dışı bir gecikme olarak tanımlar. Ne yapmamız gerektiğini biliriz, yapmak isteriz, yine de yapmayız.

Üniversite öğrencileriyle yapılan çalışmalar, öğrencilerin büyük bir bölümünün akademik işlerini düzenli olarak ertelediğini gösteriyor. Yani bu, az sayıda kişinin sorunu değil.

Erteleme neden olur? Duygu düzenleme açıklaması

Erteleme araştırmalarının önde gelen isimlerinden Timothy Pychyl ve Fuschia Sirois’nın çalışmaları, ertelemenin merkezine duyguyu koyar. Onlara göre erteleme, kısa vadeli duygu onarımını uzun vadeli hedeflerin önüne koymaktır.

Bir görev bizde olumsuz bir duygu uyandırır: sıkıntı, kaygı, kendinden şüphe, bunalmışlık. Görevi bıraktığımız an bu duygudan kurtuluruz. Bu rahatlama gerçektir ve hemen gelir. Beyin bu rahatlamayı öğrenir: “Kaçınmak işe yaradı.” Böylece erteleme, pekişen bir alışkanlığa dönüşür.

Erteleme döngüsü: zor görev, olumsuz duygu, kaçınma, kısa süreli rahatlama ve artan baskı

Bedeli ise sonradan gelir: daralan zaman, artan baskı ve “Yine yapamadım” suçluluğu. Bu suçluluk da olumsuz bir duygudur ve bir sonraki sefer görevden kaçınma isteğini daha da artırır. Döngü kendini besler.

Hangi işleri erteleriz?

Araştırmalar bir işi ertelenmeye yatkın kılan özellikleri şöyle sıralar: sıkıcı olması, zor olması, belirsiz olması, yapılandırılmamış olması, kişisel olarak anlamlı gelmemesi ve ödülünün uzakta olması. Dönem ödevi ya da tez gibi işlerin bu listedeki hemen her maddeyi karşılaması tesadüf değil.

Ertelemenin arkasındaki duygular ve düşünceler

Başarısızlık korkusu. “Çalışırsam ve yine de başaramazsam, yetersiz olduğum ortaya çıkar.” Ertelemek bu sonuçla yüzleşmeyi geciktirir. Hatta bir bahane de sunar: “Son gece çalıştım, o yüzden bu kadar oldu.”

Mükemmeliyetçilik. “Ya mükemmel yapmalıyım ya da hiç başlamamalıyım.” Standart ne kadar yüksekse başlamak o kadar zorlaşır.

Bunalmışlık. İş o kadar büyük görünür ki nereden başlanacağı bilinmez.

“Yarın” yanılgısı. Yarın daha istekli, daha dinç, daha hazır olacağımızı düşünürüz. Yarın geldiğinde aynı isteksizlikle karşılaşırız. Çünkü yarınki halimiz bir yabancı değil, yine biziz.

“Baskı altında daha iyi çalışıyorum.” Sık duyulan bir inanç. Araştırmalar bunu desteklemiyor: Son dakikaya bırakılan işlerde hata artıyor, kalite düşüyor. Baskı altında daha iyi çalışmıyoruz; baskı altında yalnızca çalışmaya başlayabiliyoruz.

Bu düşünceler, bilişsel davranışçı terapinin diliyle otomatik düşüncelerdir; fark edilip incelenebilirler.

Öğrencilerde kısır döngü

Akademik erteleme çoğu zaman şöyle ilerler: Dönem başında iş uzak görünür. Ortalarında kaygı başlar ama “Daha var” düşüncesi sürer. Son hafta panik gelir, geceler uykusuz geçer, iş yetişir ya da yetişmez. Ardından rahatlama ve “Bir dahaki sefere erken başlayacağım” kararı gelir. Bir sonraki dönem aynı döngü tekrarlanır.

Bu döngünün bedeli yalnızca not değildir. Araştırmalar süreğen ertelemenin daha yüksek stres, daha kötü uyku ve daha düşük iyi oluşla ilişkili olduğunu gösteriyor. Sınav dönemindeki kaygıyla ilgili genel bilgi Sınav Danışmanlığı sayfasında yer alıyor.

Ne yapılabilir?

Ertelemeyle baş etmek için dört strateji

1. Yalnızca başlayın

Motivasyon eylemden önce değil, çoğu zaman eylemden sonra gelir. Hedefi “ödevi bitirmek” değil, “dosyayı açıp başlığı yazmak” yapın. Araştırmalar, bir işe başlandıktan sonra o işin başlamadan önce sanıldığı kadar zor ve sıkıcı algılanmadığını gösteriyor.

Pratik bir kural: Kendinize yalnızca beş dakika söz verin. Beş dakikanın sonunda bırakmak serbest. Çoğu zaman bırakmazsınız.

2. İşi küçültün ve somutlaştırın

“Tez yazmak” yapılabilir bir iş değildir; “bugün yöntem bölümünün ilk paragrafını yazmak” yapılabilir bir iştir. Belirsizlik ertelemeyi besler; somut bir sonraki adım onu zayıflatır.

3. “Eğer–o zaman” planı yapın

Psikolog Peter Gollwitzer’in uygulama niyetleri adını verdiği yöntem, niyeti belirli bir duruma bağlar:

  • “Eğer saat 19.00 olursa, o zaman masaya oturup ilk soruyu çözeceğim.”
  • “Eğer ‘yarın yaparım’ diye düşündüğümü fark edersem, o zaman beş dakika çalışacağım.”

Bu tür planların niyet ile eylem arasındaki boşluğu daralttığı pek çok çalışmada gösterilmiştir.

4. Ortamı düzenleyin

İradeye güvenmek yerine dikkat dağıtıcıları baştan uzaklaştırın: Telefonu başka odaya koyun, bildirimleri kapatın, yalnızca çalışacağınız sekmeyi açık bırakın. Zor işleri günün en dinç olduğunuz saatine koyun.

5. Kendinizi affedin

Belki en şaşırtıcı bulgu bu: Michael Wohl ve arkadaşlarının öğrencilerle yaptığı çalışmada, ilk sınava çalışmayı ertelediği için kendini affeden öğrenciler, bir sonraki sınavda daha az erteledi. Kendini eleştirmek motive etmez; suçluluğu artırır ve suçluluk da kaçınmayı besler. “Erteledim, bu insani bir şey, şimdi ne yapabilirim?” demek, “Yine beceremedim” demekten daha çok işe yarar.

6. Duyguyu fark edin

Ertelediğinizi fark ettiğinizde kendinize sorun: “Bu iş bende ne hissettiriyor?” Sıkıntı mı, kaygı mı, yetersizlik mi? Duyguyu adlandırmak, ondan otomatik olarak kaçmak yerine onunla kalabilmeyi kolaylaştırır.

Ne zaman destek almak gerekir?

Erteleme çoğu zaman gündelik bir alışkanlıktır. Ama bazı durumlarda başka bir şeyin işareti olabilir:

  • Erteleme okulunuzu, işinizi ya da ilişkilerinizi ciddi biçimde etkiliyorsa
  • Yoğun kaygı, çökkünlük ya da isteksizlik eşlik ediyorsa
  • Çocukluktan beri süren dikkat, planlama ve başlama güçlükleriniz varsa

Bu durumlarda bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek, altta yatan nedeni anlamak açısından yararlıdır.

Sık sorulan sorular

Erteleme tembellik midir?

Hayır. Erteleyen kişi işi yapmak ister, yapamadığı için de rahatsızlık duyar. Tembellikte bu rahatsızlık yoktur.

Erteleme bir hastalık mıdır?

Tek başına bir tanı değildir. Ancak kaygı, depresyon ve dikkat eksikliği gibi durumlara eşlik edebilir.

Neden hep son güne bırakıyorum?

Son gün, işi yapmamanın bedeli işi yapmanın sıkıntısını geçtiği için. O noktada kaygı kaçınmayı yener.

Zaman yönetimi teknikleri neden işe yaramıyor?

Çünkü sorun çoğu zaman zamanı planlamakta değil, işin yarattığı duyguyla kalabilmektedir. Plan gerekli ama tek başına yeterli değildir.


Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; bir değerlendirme ya da tedavinin yerini tutmaz.

Kaynaklar

  • Pychyl, T. A. (2013). Solving the Procrastination Puzzle: A Concise Guide to Strategies for Change. TarcherPerigee.
  • Sirois, F., & Pychyl, T. (2013). Procrastination and the priority of short-term mood regulation: Consequences for future self. Social and Personality Psychology Compass, 7(2), 115–127.
  • Steel, P. (2007). The nature of procrastination: A meta-analytic and theoretical review of quintessential self-regulatory failure. Psychological Bulletin, 133(1), 65–94.
  • Wohl, M. J. A., Pychyl, T. A., & Bennett, S. H. (2010). I forgive myself, now I can study: How self-forgiveness for procrastinating can reduce future procrastination. Personality and Individual Differences, 48(7), 803–808.
  • Gollwitzer, P. M. (1999). Implementation intentions: Strong effects of simple plans. American Psychologist, 54(7), 493–503.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir