Bağlanma Stilleri: Güvenli, Kaygılı ve Kaçıngan Bağlanma

Partneriniz mesajınıza iki saattir cevap vermedi. Bir kişi bunu fark etmez bile. Bir başkası telefonu elinden bırakamaz, “Bir şey mi yaptım?” diye düşünür. Bir diğeri ise “İyi, ben de kendi işime bakarım” deyip içine çekilir.

Aynı durum, üç farklı tepki. Bağlanma kuramı bu farkın rastlantı olmadığını söyler: Yakın ilişkilerde nasıl hissettiğimiz ve nasıl davrandığımız, büyük ölçüde hayatımızın ilk ilişkilerinde öğrendiklerimizle şekillenir. Bu yazıda bağlanma stillerinin ne olduğunu, ilişkilerde nasıl göründüklerini ve değişip değişmeyeceklerini anlatıyorum.

Kısa cevap

  • Bağlanma stili, yakın ilişkilerde yakınlık ve güvenle ilgili beklentilerimizi ve tepkilerimizi anlatan örüntüdür.
  • Üç temel stil öne çıkar: güvenli, kaygılı ve kaçıngan. Bazı sınıflamalarda dördüncü olarak korkulu-kaçıngan stil de yer alır.
  • Bu stiller kutu değil, boyuttur: Herkes kaygı ve kaçınma eksenlerinde bir yerde durur.
  • Bağlanma stili bir kader değildir. Yeni ilişki deneyimleriyle ve üzerinde çalışılarak değişebilir.

Bağlanma kuramı nereden geliyor?

Kuramın temelini 1950’lerde İngiliz psikiyatrist John Bowlby attı. Bowlby’ye göre bebek, hayatta kalabilmek için bakım veren kişiye yakın durmaya yönelten doğuştan bir sistemle dünyaya gelir. Bakım veren ulaşılabilir ve duyarlı olduğunda çocuk onu, dünyayı keşfederken geri dönebileceği bir güvenli üs olarak kullanır.

Mary Ainsworth 1970’lerde bu fikri “Yabancı Durum” adlı gözlem düzeneğiyle sınadı ve bebeklerin bakım verenden ayrılma ve yeniden kavuşma anlarına verdiği tepkilere göre farklı bağlanma örüntüleri tanımladı.

1987’de Cindy Hazan ve Phillip Shaver bu örüntülerin yetişkin romantik ilişkilerinde de izlenebildiğini gösterdi. Bugün “bağlanma stilleri” dendiğinde çoğunlukla bu yetişkin bağlanması araştırmaları kastedilir.

İki boyut: kaygı ve kaçınma

Güncel araştırmalar bağlanmayı ayrı tipler olarak değil, iki boyut üzerinden ele alır (Brennan, Clark ve Shaver, 1998):

  • Bağlanma kaygısı: Terk edilme ve sevilmeme endişesi. “Beni gerçekten seviyor mu, gider mi?”
  • Bağlanma kaçınması: Yakınlıktan ve başkasına dayanmaktan rahatsızlık. “Kimseye ihtiyacım olmamalı.”
Yetişkin bağlanmasının iki boyutu: kaygı ve kaçınma eksenlerinde güvenli, kaygılı, kaçıngan ve korkulu-kaçıngan stiller

İki boyutta da düşük olan kişi güvenli bağlanmaya yakındır. Kaygısı yüksek olan kaygılı, kaçınması yüksek olan kaçıngan stile yakındır. İkisi birden yüksek olduğunda ise hem yakınlığı isteyen hem ondan korkan korkulu-kaçıngan örüntü ortaya çıkar.

Üç temel stil

Güvenli, kaygılı ve kaçıngan bağlanmanın ilişkide tipik görünümlerini gösteren üç kart

Güvenli bağlanma

Güvenli bağlanan kişi yakınlıktan rahatsız olmaz, yalnız kalmaktan da korkmaz. İhtiyacını söyleyebilir, partnerinin ihtiyacını duyabilir. Anlaşmazlık yaşandığında bunu ilişkinin sonu olarak görmez. Bu, sorunsuz bir ilişki demek değildir; sorunlar çıktığında onarılabileceğine dair temel bir güven demektir.

Araştırmalarda yetişkinlerin yarıdan fazlasının güvenli bağlanma örüntüsüne yakın olduğu bildirilir (Hazan ve Shaver, 1987).

Kaygılı bağlanma

Kaygılı bağlanan kişi yakınlığı çok ister ama onu kaybetmekten sürekli endişe eder. Tipik görünümleri:

  • Partnerin sevgisinden sık sık emin olma ihtiyacı
  • Küçük uzaklaşmaları terk edilme işareti olarak yorumlama
  • Cevap gelmeyen mesaj karşısında yoğun huzursuzluk
  • Tartışmalarda konuyu hemen çözme, konuşmadan bırakamama
  • Kendi ihtiyaçlarını ilişki uğruna geri plana atma

Bu örüntü çoğunlukla, bakım verenin bazen ulaşılabilir bazen ulaşılamaz olduğu tutarsız deneyimlerle ilişkilendirilir. Çocuk ilgiyi garantiye almak için sinyalini yükseltmeyi öğrenir.

Kaçıngan bağlanma

Kaçıngan bağlanan kişi bağımsızlığına çok değer verir ve yakınlık arttıkça rahatsız olur. Tipik görünümleri:

  • Duyguları konuşmakta zorlanma, konuyu değiştirme
  • İlişki derinleştikçe mesafe koyma ihtiyacı
  • Yardım istemekte ve birine dayanmakta güçlük
  • Tartışmalarda geri çekilme, susma, ortamdan uzaklaşma
  • “Benim kimseye ihtiyacım yok” tutumu

Bu örüntü çoğunlukla, duygusal ihtiyaçların karşılık bulmadığı ya da geri çevrildiği deneyimlerle ilişkilendirilir. Çocuk ihtiyaç duymamayı öğrenir. Dışarıdan soğuk görünse de araştırmalar kaçıngan bağlanan kişilerin de stres altında bedensel olarak yoğun tepki verdiğini gösteriyor; duygu yok değil, bastırılmış (Dozier ve Kobak, 1992).

Korkulu-kaçıngan bağlanma

Hem yakınlığı isteyen hem de ondan korkan bu örüntüde kişi yaklaşır, sonra geri çekilir. İlişkiler iniş çıkışlı olabilir. Bu örüntü daha çok, bakım verenin hem sığınılan hem de korkulan kişi olduğu zorlayıcı erken deneyimlerle ilişkilendirilir.

Kaygılı–kaçıngan döngüsü

Çift terapisinde en sık karşılaşılan örüntülerden biri, kaygılı bağlanan biriyle kaçıngan bağlanan birinin oluşturduğu döngüdür. Biri yakınlaşmak için ısrar eder, diğeri bunalıp geri çekilir. Geri çekilme ilkinin kaygısını artırır, o daha çok üstüne gider; bu da diğerinin daha çok kaçmasına yol açar.

İki taraf da aslında aynı şeyi ister: güvende hissetmek. Ama biri bunu yakınlaşarak, diğeri uzaklaşarak sağlamaya çalışır. Döngü fark edildiğinde sorun “sen” ya da “ben” olmaktan çıkar, “aramızdaki döngü” olur. Bu konuyla ilgili genel bilgi Çift Terapisi sayfasında yer alıyor.

Bağlanma stili değişir mi?

Evet. Bağlanma örüntüleri görece kalıcıdır ama sabit değildir. Araştırmacılar, zorlayıcı bir başlangıca rağmen yetişkinlikte güvenli bağlanmaya ulaşan kişiler için kazanılmış güvenlik kavramını kullanır.

Değişimi destekleyen etkenler şunlardır:

  • Tutarlı ve güvenilir bir partnerle uzun süreli ilişki
  • Güven veren arkadaşlıklar ve yakın ilişkiler
  • Kendi örüntüsünü fark etmek ve adlandırabilmek
  • Psikoterapi: Terapi ilişkisinin kendisi de güvenli bir ilişki deneyimi sunabilir

Bağlanma kuramı, şema terapinin de temel dayanaklarından biridir. Bağlanma ihtiyacının karşılanmamasıyla ilişkilendirilen şemaları Temel Duygusal İhtiyaçlar yazısında anlatmıştım.

Dikkat: bağlanma stili bir etiket değil

Bağlanma stilleri sosyal medyada çok popüler ve bu popülerlik bazı yanlış kullanımları da beraberinde getirdi.

  • Tanı değildir. Bağlanma stili bir ruh sağlığı tanısı değil, ilişki örüntülerini anlamaya yarayan bir çerçevedir.
  • İnternet testleri kesin sonuç vermez. Fikir verebilirler, ama bir değerlendirmenin yerini tutmazlar.
  • Partneri etiketlemek işe yaramaz. “Sen kaçıngansın” cümlesi bir açıklama değil, bir suçlama olarak duyulur.
  • İlişkiye göre değişebilir. Aynı kişi farklı ilişkilerde farklı düzeyde kaygı ya da kaçınma gösterebilir.
  • Her şeyi açıklamaz. İlişkiler mizaç, yaşam koşulları ve iletişim becerileri gibi pek çok başka etkenle de şekillenir.

Sık sorulan sorular

Kaç bağlanma stili vardır?

Yetişkinlerde çoğunlukla dört örüntüden söz edilir: güvenli, kaygılı, kaçıngan ve korkulu-kaçıngan. Araştırmalar bunları kaygı ve kaçınma boyutları üzerinden ele alır.

Bağlanma stilimi nasıl öğrenirim?

Yakın ilişkilerinizde tekrar eden örüntülere bakmak iyi bir başlangıçtır: Yakınlık arttığında ve mesafe oluştuğunda ne hissediyor, ne yapıyorsunuz?

Kaygılı ve kaçıngan bağlanan iki kişi mutlu olabilir mi?

Olabilir. Döngüyü fark etmek ve birbirinin ihtiyacını anlamak ilişkiyi belirgin biçimde değiştirebilir.

Bağlanma stilim annemle babamın suçu mu?

Bağlanma kuramı sorumlu aramaz. Erken deneyimler etkilidir, ama mizaç ve sonraki ilişkiler de belirleyicidir.


Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; bir değerlendirme ya da tedavinin yerini tutmaz.

Kaynaklar

  • Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., & Wall, S. (1978). Patterns of attachment: A psychological study of the Strange Situation. Erlbaum.
  • Bartholomew, K., & Horowitz, L. M. (1991). Attachment styles among young adults: A test of a four-category model. Journal of Personality and Social Psychology, 61(2), 226–244. https://doi.org/10.1037/0022-3514.61.2.226
  • Bowlby, J. (1982). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment (2. baskı). Basic Books. (İlk basım 1969)
  • Brennan, K. A., Clark, C. L., & Shaver, P. R. (1998). Self-report measurement of adult attachment: An integrative overview. J. A. Simpson & W. S. Rholes (Ed.), Attachment theory and close relationships içinde (s. 46–76). Guilford Press.
  • Dozier, M., & Kobak, R. R. (1992). Psychophysiology in attachment interviews: Converging evidence for deactivating strategies. Child Development, 63(6), 1473–1480. https://doi.org/10.2307/1131569
  • Hazan, C., & Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of Personality and Social Psychology, 52(3), 511–524. https://doi.org/10.1037/0022-3514.52.3.511
  • Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2016). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change (2. baskı). Guilford Press.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir