Terapi odalarının neredeyse hepsinde, danışanın uzanabileceği bir yerde bir mendil kutusu durur. O kutu oraya süs olsun diye konmaz. Orada durmasının anlamı şudur: Burada ağlamak beklenen, olağan ve yeri olan bir şeydir.
Yine de seansta gözleri dolan pek çok kişinin ilk cümlesi aynıdır: “Özür dilerim.” Bu yazıda terapide ağlamanın neden bu kadar yaygın olduğunu, ne anlama geldiğini, terapistin o anda ne düşündüğünü ve hiç ağlamamanın ne anlama geldiğini anlatıyorum.
Kısa cevap
- Evet, terapide ağlamak normaldir ve çok sık yaşanır.
- Ağlamak zayıflık ya da kontrolü kaybetmek değildir; çoğu zaman önemli bir şeye dokunulduğunun işaretidir.
- Terapist sizi yargılamaz, rahatsız olmaz ve ağlamanızı durdurmaya çalışmaz.
- Hiç ağlamamak da normaldir. Terapinin işleyip işlemediği gözyaşıyla ölçülmez.
Terapide neden ağlarız?
Gündelik hayatta duygularımızı çoğu zaman erteleriz. İşe yetişmek, çocuklarla ilgilenmek, güçlü görünmek gerekir. Terapi odası, bu ertelemenin durduğu ender yerlerden biridir. Kimse acele ettirmez, kimse “Geçer” demez, kimse konuyu değiştirmez.
Böyle bir ortamda ağlamayı kolaylaştıran birkaç şey bir araya gelir:
- İlk kez yüksek sesle söylemek. Yıllardır içinizde taşıdığınız bir şeyi ilk kez bir başkasına anlatmak, onu gerçek kılar.
- Dikkatle dinlenmek. Sözünüz kesilmeden, yargılanmadan dinlenmek çoğu insan için seyrek yaşanan bir deneyimdir.
- Güvende hissetmek. Araştırmalar insanların çoğunlukla güvende hissettikleri ortamlarda ağladığını gösteriyor. Seansta ağlayabilmek, çoğu zaman o ilişkide güven oluştuğunun işaretidir.
- Beklenmedik bir soru. Bazen sıradan görünen bir soru, hiç ummadığınız bir yere dokunur.
Seansta ağlamak üzerine yapılan araştırmalar bunun ne kadar yaygın olduğunu doğruluyor: Psikoterapi görüşmelerinin dikkate değer bir bölümünde danışanın ağladığı bildiriliyor ve danışanların büyük çoğunluğu süreç boyunca en az bir kez ağladığını söylüyor.
Ağlamak ne işe yarar?
“Ağlayınca rahatlarsın” sözü yaygındır, ama araştırmalar tabloyu biraz daha ayrıntılı çiziyor. Ağlamanın iyi gelip gelmediği büyük ölçüde hangi ortamda ve kimin yanında ağlandığına bağlı. Yalnızken ya da ağladığı için eleştirilen bir ortamda ağlayan kişi çoğu zaman daha iyi hissetmiyor. Destekleyici biriyle birlikteyken ağlayan kişi ise kendini daha iyi hissettiğini bildiriyor.
Terapi tam da bu ikinci koşulu sağlar. Seansta ağlamanın üç işlevinden söz edilebilir:

Duyguya ulaşmak. Bir konuyu uzun uzun anlatmak ile onu hissetmek aynı şey değildir. Gözyaşı çoğu zaman, konuşmanın “hakkında” olmaktan çıkıp “içinden” olmaya başladığı anı gösterir.
Anlam bulmak. Ağlama anı çoğu kez bir fark edişle birlikte gelir: “Demek bu bana bu kadar dokunuyormuş.” Terapide bu an durdurulmaz, merakla incelenir.
Bağ kurmak. Birinin yanında ağlayabilmek ve karşılığında anlayış görmek, ilişkiyi derinleştirir. Danışanların seansta ağlama deneyimlerini inceleyen çalışmalar, terapistin o anda destekleyici olduğunu hisseden danışanların ağlamayı daha anlamlı ve yararlı bulduğunu gösteriyor.
Bir uyarı: Bu, her ağlamanın iyileştirici olduğu anlamına gelmez. Bazen ağlamak yalnızca yorgunluğun ya da bunalmışlığın ifadesidir. Terapist bu farkı gözetir ve gerektiğinde sakinleşmenize yardım eder.
“Özür dilerim”: Seansta ağlarken akıldan geçenler
Ağlamaya başlayan danışanların zihninden çoğu zaman benzer düşünceler geçer. Terapistin gördüğü ise bambaşkadır.

- “Zayıf görünüyorum.” Terapist zayıflık görmez. Zor bir duyguyla temas edebilen birini görür.
- “Seansı boşa harcıyorum.” Ağlamak seansın kesintisi değil, çoğu zaman en verimli bölümüdür.
- “Terapistimi rahatsız ediyorum.” Terapistler güçlü duyguların yanında kalabilmek üzere eğitilir. Bu, işin bir parçasıdır.
- “Kontrolümü kaybettim.” Ağlamak kontrol kaybı değil, kontrolü bir süreliğine bırakabilmektir.
- “Bir kere başlarsam duramam.” Bu korku çok yaygındır, ama gerçekleşmez. Ağlama kendiliğinden yatışır.
Bu düşüncelerin çoğu, çocuklukta ağlamaya verilen karşılıklardan gelir: “Ağlama, büyüdün artık”, “Erkek adam ağlamaz”, “Ağlarsan daha çok kızarım.” Seansta ağlamaktan utanmak, kendi başına terapide konuşulmaya değer bir konudur.
Terapist o anda ne yapar?
Çoğu zaman pek bir şey yapmaz ve bu bilinçli bir tercihtir.
- Acele ettirmez. Sessizlik, duygunun yaşanmasına alan açar.
- Durdurmaya çalışmaz. “Ağlama” ya da “Geçecek” demez; bunlar duygunun yersiz olduğu mesajını verir.
- Yanınızda kalır. Dikkati sizdedir, konuyu değiştirmez.
- Uygun anda merak eder. “Şu an ne hissediyorsunuz?” ya da “Gözyaşlarınız konuşsa ne derdi?” gibi sorularla o anın anlamını birlikte araştırır.
- Gerektiğinde toparlanmanıza yardım eder. Seans bitmeden önce, odadan çıkabilecek durumda olmanıza özen gösterir.
Mendil konusunda küçük bir not: Bazı terapistler mendili hemen uzatmaz. Bunun nedeni ilgisizlik değildir. Mendili aceleyle uzatmak “Hadi toparlan” mesajı olarak algılanabileceği için, kutunun ulaşılabilir bir yerde durması tercih edilir.
Terapist ağlar mı?
Evet, olabilir. Terapistlerle yapılan araştırmalar, klinisyenlerin önemli bir bölümünün meslek hayatı boyunca en az bir kez bir danışanın yanında gözlerinin dolduğunu bildirdiğini gösteriyor. Terapist de insandır ve dinlediği şeyden etkilenir.
Önemli olan, odağın danışanda kalmasıdır. Terapistin gözlerinin dolması pek çok danışan tarafından “Anlattığım şey gerçekten duyuldu” olarak deneyimlenir. Terapistin duygusu danışanın önüne geçmeye başlarsa bu, terapistin kendi süpervizyonunda ele alması gereken bir konudur.
Hiç ağlamıyorsam?
Bu da normaldir. Herkes duygusunu gözyaşıyla ifade etmez. Bazı insanlar daha az ağlar; mizaç, cinsiyet rolleri ve yetiştirilme biçimi bunda etkilidir. Terapinin işe yarayıp yaramadığı ağlayıp ağlamadığınızla ölçülmez.
Ancak ağlamak istediğiniz hâlde ağlayamadığınızı, duygularınıza ulaşamadığınızı ya da kendinizi hissiz bulduğunuzu fark ediyorsanız, bunu terapistinizle paylaşmak iyi bir konuşmanın başlangıcı olabilir.
Çevrim içi seansta ağlamak
Görüntülü görüşmede ağlamak bazı danışanlara daha kolay, bazılarına daha zor gelir. Evde olmak rahatlatabilir; öte yandan seans bittiğinde ekran kapanır ve kişi duygusuyla bir anda yalnız kalır. Bunun için seanstan sonra kendinize on beş dakika ayırmak, hemen işe ya da ev işlerine dönmemek iyi gelir.
Seanstan sonra
Yoğun bir seansın ardından yorgun, boşalmış ya da hassas hissetmek olağandır. Birkaç küçük öneri:
- Seanstan hemen sonra önemli bir toplantı ya da zor bir konuşma planlamayın.
- Kısa bir yürüyüş yapın ya da bir süre sessiz kalın.
- Aklınıza gelenleri not edin; bir sonraki seansta dönmek isteyebilirsiniz.
- Seanstan sonra uzun süre kötü hissettiyseniz bunu terapistinize söyleyin; temponun ayarlanması gerekebilir.
Terapi sürecinin genel işleyişiyle ilgili Terapide İlk Seansta Neler Konuşulur? ve Terapötik İttifak Nedir? yazılarına da bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
İlk seansta ağlamak normal mi?
Evet. İlk görüşmede ağlamak sık görülür; uzun süredir taşınan bir yükü ilk kez anlatmak duygusal bir deneyimdir.
Her seansta ağlıyorum, bu kötü bir şey mi?
Tek başına kötü değildir. Ancak seanslardan her seferinde bunalmış çıkıyorsanız bunu terapistinizle konuşun.
Ağlamak terapinin işe yaradığını mı gösterir?
Tek başına göstermez. Ağlamak önemli bir şeye dokunulduğunun işareti olabilir, ama ilerleme gözyaşıyla ölçülmez.
Terapistim ağladığımda sessiz kaldı, ilgisiz mi?
Büyük olasılıkla hayır. Sessizlik çoğu zaman duyguya alan açmak için bilinçli bir tercihtir. Sizi rahatsız ettiyse bunu söyleyebilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; bir değerlendirme ya da tedavinin yerini tutmaz.
Kaynaklar
- Bylsma, L. M., Vingerhoets, A. J. J. M., & Rottenberg, J. (2008). When is crying cathartic? An international study. Journal of Social and Clinical Psychology, 27(10), 1165–1187.
- ‘t Lam, C., Vingerhoets, A., & Bylsma, L. (2018). Tears in therapy: A pilot study about experiences and perceptions of therapist and client crying. European Journal of Psychotherapy & Counselling, 20(2), 199–219.
- Katz, M., ve ark. (2022). Crying in psychotherapy among Israeli patients and its relation to the working alliance, therapeutic change and attachment style. Counselling and Psychotherapy Research.
- Blume-Marcovici, A. C., Stolberg, R. A., & Khademi, M. (2013). Do therapists cry in therapy? Psychotherapy, 50(2), 224–234.
- Vingerhoets, A. (2013). Why Only Humans Weep: Unravelling the Mysteries of Tears. Oxford University Press.