Yeni terapistlerin süpervizyona getirdiği en sık cümlelerden biri şudur: “Çok şey biliyorum ama ne yapacağımı bilmiyorum.” Elde sayfalarca görüşme notu vardır: çocukluk öyküsü, belirtiler, ilişkiler, ölçek puanları. Ama bunlar bir hikâyeye dönüşmemiştir.
Vaka formülasyonu, danışanın sorunlarının nasıl geliştiğini ve neden sürdüğünü kurama dayalı olarak açıklayan, bireye özgü bir hipotezdir.
Bu boşluğu dolduran şey vaka formülasyonudur. Formülasyon, dağınık bilgiyi “Bu kişi neden, neden şimdi ve neden böyle zorlanıyor?” sorusuna cevap veren bir açıklamaya dönüştürür. Bu yazıda, hangi kuramla çalışırsanız çalışın kullanabileceğiniz adım adım bir çerçeve sunuyorum.
Yazıdaki örnek tamamen kurgusaldır; gerçek bir kişiye ya da görüşmeye dayanmamaktadır.
Kısa cevap
- Vaka formülasyonu, danışanın sorunlarının nasıl geliştiğine ve neden sürdüğüne dair kurama dayalı, bireye özgü bir hipotezdir.
- Tanı “ne” sorusunu yanıtlar; formülasyon “neden” ve “nasıl” sorularını yanıtlar.
- İyi bir formülasyon kısadır, sınanabilir, danışanla paylaşılabilir ve doğrudan bir çalışma planına bağlanır.
- Formülasyon bir kez yazılıp rafa kaldırılmaz; süreç boyunca güncellenir.
Vaka formülasyonu nedir, ne değildir?
Vaka formülasyonu (vaka kavramsallaştırma olarak da geçer), danışan hakkındaki bilgileri psikolojik bir kuram ışığında birbirine bağlayan bir açıklamadır. Tracy Eells’in sık alıntılanan tanımıyla formülasyon, kişinin psikolojik, kişilerarası ve davranışsal sorunlarının nedenleri, tetikleyicileri ve sürdürücü etkenleri hakkında bir hipotezdir (Eells, 2015).
Formülasyon şunlardan farklıdır:
- Tanı değildir. Aynı tanıya sahip iki kişinin formülasyonu tamamen farklı olabilir.
- Öykü özeti değildir. Olayları sıralamak yetmez; aralarındaki bağı kurmak gerekir.
- Kesin bir hüküm değildir. Bir hipotezdir; yeni bilgiyle değişir.
Tanı koymak hekimin yetkisindedir. Klinik psikoloğun psikolojik değerlendirme sonunda ortaya koyduğu şey bir formülasyondur. Bu ayrımı Psikolog mu Psikiyatrist mi? yazısında anlatmıştım.
Formülasyon neden gerekli?
- Müdahaleye yön verir. Neye, hangi sırayla odaklanacağınızı belirler.
- Tekniği kişiye uyarlar. Aynı teknik farklı danışanlarda farklı biçimde uygulanır.
- Engelleri öngörür. Sürecin nerede tıkanabileceğine dair fikir verir.
- Ortak bir dil kurar. Danışanla paylaşıldığında, “Benim neyim var?” sorusuna anlaşılır bir cevap sunar ve iş birliğini güçlendirir.
- Süpervizyonu verimli kılar. Süpervizörünüze vakayı on dakikada anlatabilmenizi sağlar.
Ortak bir iskelet: 5P modeli
Farklı kuramlar farklı kavramlar kullanır, ama çoğu formülasyon aynı beş soruyu yanıtlar. İngilizcede beşi de P harfiyle başladığı için 5P olarak bilinen bu model, kuramdan bağımsız iyi bir başlangıç iskeletidir (Macneil ve ark., 2012).

- Başvuru sorunu (Presenting): Kişi şu an neyle zorlanıyor? Sorun nasıl, ne sıklıkta, hangi durumlarda ortaya çıkıyor?
- Yatkınlaştıran etkenler (Predisposing): Kişiyi bu soruna açık hâle getiren geçmiş etkenler neler? Mizaç, erken yaşantılar, aile ortamı, öğrenilmiş inançlar.
- Tetikleyen etkenler (Precipitating): Sorun neden şimdi ortaya çıktı ya da ağırlaştı?
- Sürdüren etkenler (Perpetuating): Sorunun devam etmesine ne yol açıyor? Kaçınma, güvenlik davranışları, düşünce örüntüleri, ilişki döngüleri.
- Koruyucu etkenler (Protective): Kişinin güçlü yanları, kaynakları ve destekleri neler?
Müdahale açısından en değerli bölüm çoğu zaman dördüncüsüdür. Geçmişi değiştiremeyiz, ama sorunu bugün sürdüren döngüye müdahale edebiliriz.
Adım adım formülasyon yazmak

1. Adım: Bilgiyi toplayın
Formülasyonun malzemesi klinik görüşmeden, gözlemden, ölçeklerden ve varsa önceki kayıtlardan gelir. Toplanacak başlıca bilgiler:
- Başvuru nedeni, danışanın kendi sözleriyle
- Sorunun başlangıcı, seyri ve şiddeti
- Sorunun ortaya çıktığı tipik durumlar
- Gelişim ve aile öyküsü, önemli yaşam olayları
- İlişkiler, iş ve okul yaşamı
- Önceki tedaviler, tıbbi durum, kullanılan ilaçlar
- Risk değerlendirmesi
- Güçlü yanlar ve destek kaynakları
- Danışanın sorunu nasıl açıkladığı ve terapiden ne beklediği
2. Adım: Sorun listesi çıkarın
Bilgiyi somut bir sorun listesine dönüştürün. “Özgüven sorunu” gibi genel ifadeler yerine gözlenebilir tanımlar kullanın: “Toplantılarda söz almıyor”, “Haftada iki üç gece uykuya dalmakta zorlanıyor.”
Sorunları duygu, düşünce, davranış, beden ve ilişki alanlarına göre gruplamak, aralarındaki bağlantıları görmeyi kolaylaştırır.
3. Adım: Örüntüleri bulun
Formülasyonun kalbi burasıdır. Sorun listesine bakıp şu soruları sorun:
- Bu sorunların ortak teması ne?
- Hangi durumlar benzer tepkiyi tetikliyor?
- Kişi zorlandığında ne yapıyor ve bu, kısa ve uzun vadede neye yol açıyor?
Burada birkaç tipik anı ayrıntılı incelemek çok işe yarar: Durum neydi, akıldan ne geçti, ne hissedildi, ne yapıldı, sonra ne oldu? Üç ya da dört an yan yana konduğunda örüntü çoğu zaman kendini gösterir.
4. Adım: Kuramla bağlayın ve açıklayıcı hipotezi yazın
Örüntüyü, çalıştığınız kuramın kavramlarıyla açıklayın. Aynı malzeme farklı kuramlarda farklı dile bürünür:
| Yaklaşım | Formülasyonun odağı |
|---|---|
| Bilişsel davranışçı terapi | Temel inançlar, ara inançlar, otomatik düşünceler ve sürdürücü davranış döngüleri |
| Şema terapi | Karşılanmayan ihtiyaçlar, erken dönem uyumsuz şemalar, baş etme biçimleri ve modlar |
| Psikodinamik yaklaşım | Bilinçdışı çatışmalar, savunmalar, tekrarlayan ilişki örüntüleri |
| Bütüncül biyopsikososyal çerçeve | Biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin etkileşimi |
Ardından hipotezi birkaç cümleyle yazın. İyi bir formülasyon paragrafı şu yapıyı izler: Yatkınlaştıran etkenler → oluşan inanç ya da örüntü → tetikleyici → bugünkü sorun → onu sürdüren döngü → güçlü yanlar.
5. Adım: Hedeflere ve plana dönüştürün
Formülasyon plana bağlanmıyorsa işlevini yerine getirmemiştir. Sürdüren etkenlerin her biri için “Buna nasıl müdahale edilebilir?” sorusunu sorun. Hedefleri danışanla birlikte, somut ve ölçülebilir biçimde belirleyin.
Son olarak formülasyonu danışanla paylaşın. Kuramsal terimlerle değil, onun kendi sözcükleriyle ve mümkünse basit bir şema çizerek. “Bu size nasıl geliyor, eksik ya da yanlış olan bir yer var mı?” sorusu hem formülasyonu düzeltir hem de iş birliğini güçlendirir (Kuyken ve ark., 2009).
Kurgusal bir örnek
Aşağıdaki örnek, yapıyı göstermek için uydurulmuştur.
Başvuru sorunu. Otuzlu yaşlarının başında, bir şirkette uzman olarak çalışan bir kişi; iş yerindeki sunumlardan önce yoğun kaygı yaşadığını, toplantılarda söz almaktan kaçındığını ve son aylarda uykusunun bozulduğunu belirterek başvuruyor.
Yatkınlaştıran etkenler. Çekingen bir mizaç. Başarının çok önemsendiği, hataların sert eleştirildiği bir aile ortamı. Okul yıllarında sınıf önünde yaşanan utandırıcı bir deneyim.
Tetikleyen etkenler. Altı ay önce terfi alması ve görevinin düzenli sunum yapmayı gerektirmeye başlaması.
Sürdüren etkenler. “Hata yaparsam yetersiz olduğum anlaşılır” inancı. Sunumlara aşırı hazırlanma, metni ezberleme, göz temasından kaçınma. Toplantılarda söz almama. Sunumdan sonra hataları zihninde tekrar tekrar gözden geçirme. Bu davranışlar kısa vadede kaygıyı azaltıyor, uzun vadede “Ancak bu kadar hazırlanırsam idare ediyorum” inancını pekiştiriyor.
Koruyucu etkenler. İşinde yetkin olması, destekleyici bir eş ve yakın iki arkadaş, değişime istekli olması.
Özet hipotez. Hataların sert karşılandığı bir ortamda büyüyen danışan, değerinin kusursuz performansa bağlı olduğu inancını geliştirmiş görünüyor. Terfiyle birlikte görünür olması bu inancı etkinleştirmiş; aşırı hazırlık ve kaçınma kısa vadede rahatlatırken inancın sınanmasını engelleyerek kaygıyı sürdürüyor.
Plana bağlantı. Kaygı döngüsü hakkında bilgilendirme; otomatik düşüncelerin fark edilmesi ve incelenmesi; güvenlik davranışlarının basamak basamak azaltıldığı davranış deneyleri; sunum sonrası zihinsel tekrarın ele alınması.
Örnekteki otomatik düşünceler ve inanç katmanlarını ilgili yazıda ayrıntılı anlatmıştım.
Sık yapılan hatalar
- Öyküyü yeniden yazmak. Olayları sıralamak formülasyon değildir; bağlantı kurmak gerekir.
- Tanıyı formülasyon sanmak. “Sosyal kaygısı var” bir açıklama değil, bir adlandırmadır.
- Her şeyi çocukluğa bağlamak. Sürdüren etkenler atlanırsa formülasyon müdahaleye yol göstermez.
- Güçlü yanları unutmak. Yalnızca sorunlardan oluşan bir formülasyon hem eksiktir hem de danışan için yıldırıcıdır.
- Fazla uzun yazmak. İyi bir formülasyon bir sayfayı geçmez; özeti birkaç cümleyle söylenebilir.
- Kesin konuşmak. “Görünüyor”, “olabilir”, “düşündürüyor” gibi ifadeler hipotez niteliğini korur.
- Güncellememek. Yeni bilgi geldikçe formülasyon değişmelidir.
- Kültürel bağlamı atlamak. Aile yapısı, toplumsal beklentiler ve yaşam koşulları formülasyonun parçasıdır.
Etik notlar
Formülasyon yazarken ve paylaşırken gizlilik esastır. Süpervizyonda, vaka sunumlarında ve eğitim ortamlarında kimliği belirleyebilecek bilgiler çıkarılır ya da değiştirilir. Formülasyon notları da danışan kaydının bir parçasıdır ve aynı özenle saklanır.
Yeni başlayan meslektaşlar için ilk seanslara hazırlığı Yeni Terapistin İlk Danışan Kaygısı yazısında ele almıştım.
Sık sorulan sorular
Vaka formülasyonu ile vaka kavramsallaştırma aynı şey mi?
Evet, temelde aynı şeydir. Türkçe alanyazında iki terim çoğunlukla aynı anlamda kullanılır; İngilizcedeki case formulation ve case conceptualization karşılıklarıdır. Her ikisi de danışan hakkındaki bilgileri bir kuram ışığında birbirine bağlayan, sorunların nasıl geliştiğini ve neden sürdüğünü açıklayan bireye özgü bir hipotezi anlatır.
Vaka formülasyonu ne zaman yazılır?
İlk görüşmelerden itibaren, eldeki bilgilerle kısa bir taslak oluşturulur. Genellikle ilk birkaç görüşmenin sonunda çalışılabilir bir formülasyon ortaya çıkar. Formülasyon bir hipotez olduğu için bir kez yazılıp rafa kaldırılmaz; yeni bilgi geldikçe ve süreç ilerledikçe düzenli olarak gözden geçirilir ve güncellenir.
Vaka formülasyonu danışanla paylaşılır mı?
Evet, kuramsal terimler yerine danışanın kendi sözcükleriyle ve uygun bir dille paylaşılması önerilir; böylece formülasyon ortak bir çalışma aracına dönüşür. Kuyken ve arkadaşları formülasyonun danışanla birlikte oluşturulmasını vurgular. Paylaşmak hem eksik ya da yanlış noktaların düzeltilmesini sağlar hem de terapideki iş birliğini güçlendirir.
Vaka formülasyonunda hangi model kullanılmalı?
Çalıştığınız kuramın modeli kullanılır; bilişsel davranışçı terapi, şema terapi ve psikodinamik yaklaşım farklı kavramlara odaklanır. Henüz bir kuramda derinleşmediyseniz başvuru sorunu, yatkınlaştıran, tetikleyen, sürdüren ve koruyucu etkenleri soran 5P modeli iyi bir başlangıç iskeletidir. Zamanla bu iskelet, kendi kuramınızın kavramlarıyla doldurulabilir.
Bu yazı meslektaşlara ve öğrencilere yönelik genel bilgilendirme amaçlıdır; süpervizyonun yerini tutmaz. Yazıdaki örnek kurgusaldır.
Kaynaklar
- Eells, T. D. (2015). Psychotherapy case formulation. American Psychological Association.
- Johnstone, L., & Dallos, R. (Ed.). (2014). Formulation in psychology and psychotherapy: Making sense of people’s problems (2. baskı). Routledge.
- Kuyken, W., Padesky, C. A., & Dudley, R. (2009). Collaborative case conceptualization: Working effectively with clients in cognitive-behavioral therapy. Guilford Press.
- Macneil, C. A., Hasty, M. K., Conus, P., & Berk, M. (2012). Is diagnosis enough to guide interventions in mental health? Using case formulation in clinical practice. BMC Medicine, 10, Article 111. https://doi.org/10.1186/1741-7015-10-111
- Persons, J. B. (2008). The case formulation approach to cognitive-behavior therapy. Guilford Press.